Deccal’in Çıkacağı Yer - HUSEYIN EBU EMRE

Deccal’in Çıkacağı Yer

www.musluman.biz
Deccal doğu tarafından, Horasan’da
[1] İsbehan[2] Yahudiliği’nden çıkacak, Mekke ve Medine hariç girmedik yer bırakmayacak.

Daha önce geçen  Fatıma binti Kays hadisinde de Rasulullah (sav) Deccal için  şöyle demişti: “Habereniz olsun ki o Şam denizinde yahut Yemen denizindedir. Hayır o, doğu tarafındadır (diye buyurdu ve eliyle doğu tarafına doğru işaret etti).”[3]

Ebu Bekir (ra)’dan: “Rasulullah (sav) bize şöyle dedi: “Deccal doğudan çıkacak. Oraya “Horasan” denilir.”[4]

Enes (ra) Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini rivâyet etmiştir: “Deccal İsbehan Yahudiliği’nden çıkacak. Beraberinde yetmişbin yahudi olacak.”[5]

İbn Hacer diyor ki: “Nereden çıkacak? Bir kere onun doğu tarafından  çıkacağı kesindir.”[6]

İbn Kesir diyor ki: “Çıkacağı yer İsbehan’daki Yahudilik Mahallesidir.”[7]

• Deccal Mekke ve Medine’ye giremeyecek:

Deccal ahir zamanda çıktığında Mekke ve Medine’ye girmekten men edilecek. Bu konuda sahih hadisler vardır. Diğer şehirlere ise tek tek girecek. Fatıma binti Kays hadisinde geçtiğine göre Deccal şöyle demiştir: “Ben çıkınca yeryüzünde dolaşacağım ve kırk gün içinde  kendisine girmediğim hiçbir yer bırakmam. Ancak Mekke ve Medine müstesnadır. Bunların her ikisi de bana haram kılınmıştır. Birine yahut o iki beldeye girmek istedikçe beni elinde bir kılıçla bir melek karşılar ve beni oraya girmekten engeller. Muhakkak onlardaki her bir yol üzerinde onları koruyup beklemekte olan bir takım melekler vardır.”[8]

Yine Deccal şu dört mescide giremez: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî, Mescid-i Tur ve Mescid-i Aksa.

İmam Ahmed, Cünâde b. Ebî Ümeyye el-Ezdî’nin şöyle dediğini rivâyet etmiştir: “Ben ve Ensar’dan bir kişi sahabeden birinin yanına  gittik ve: “Bize Rasulullah (sav)’den Deccal hakkında duyduğun şeyi anlat” dedik. Dedi ki: “... Yeryüzünde kırk gün kalacak. Girmediği yer olmayacak. Ancak dört mescide yaklaşamaz: Mescid-i Haram, Mescid-i Nebevî, Mescid-i Tur ve Mescid-i Aksa.”[9]

Buhari ve Müslim’de geçen: “Rasulullah (sav) çok kıvırcık saçlı, gözü şaşı olan bir adamı, elini başka bir kimsenin omuzuna atmış Kâbe’yi tavaf ederken gördü ve onun kim olduğunu sordu. Ona: “O Mesih Deccal’dir” dediler”[10] rivâyetine gelince, buna şöyle cevap verilir: Deccal’in Mekke ve Medine’ye girmesi ahir zamanda çıktığında olacak. Doğrusunu Allah bilir.[11]

• Deccal’e kim uyacak?

Deccal’e uyanların çoğu yahudiler, İranlılar, Türkler ve diğer insanlardan olacak. Bunların çoğu kadınlar ve köylüler olacak.

Müslim Enes (ra)’den Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini rivâyet etmiştir: “Deccal’e üzerlerinde şal olan İsbehan yahudilerinden yetmişbin kişi uyacak.”[12]

İmam Ahmed’in rivâyetinde ise şöyledir: “Başlarında taç olan yetmişbin kişi.”[13]

Ebu Bekir (ra)’dan gelen hadiste şöyledir: “Deccal’e uyanlar yüzleri deri üstüne deri kaplanmış kalkan gibi olan insanlardır.”[14]

İbn Kesir diyor ki: “Görülen o ki, Deccal’in yardımcısı olan bu kişilerden kasıt Türkler’dir.”[15]

Bana göre, bunlar içinde İranlılar da vardır. Nitekim Ebu Hureyre’den gelen hadiste şöyle geçmektedir: “Siz İranlılar’dan Hûz ve Kirman ile savaşmadıkça kıyamet kopmaz. Onlar kırmızı yüzlü, basık burunlu küçük gözlüdür. Yüzleri deri üstüne deri kaplanmış kalkanlar gibi kalın etli ve ayakkabıları tüydendir.”[16]

Ona uyanların çoğunun köylüler olmasına gelince bunun sebebi onların cahil olmalarındandır. Ebu Umâme hadisinde şöyle geçiyor: “Onun imtihanından biri de köylü birisine şöyle demesidir: “Eğer senin anne-babanı diriltirsem, benim senin rabbin olduğumu kabul eder misin?” Köylü: “Evet” der. O an ona iki şeytan anne ve babası şeklinde gözükür ve şöyle derler: “Ey oğlum! Ona uy, o senin rabbindir”.[17]

Ona uyanların çoğunluğunun kadınlar olmasına gelince bu onların çok çabuk etkilenmeleri ve cahil olmalarından dolayıdır. Onların bu durumu köylülerden daha kötü olacaktır. İbn Ömer (ra)’den gelen hadiste Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Deccal Medine kenarındaki Merkenat vadisine uğrayacak. Onun yanına en çok kadınlar gider. Öyle ki, kişi karısının, annesinin, kızının, kızkardeşinin, halasının yanına döner de onları Deccal’in yanına gitmesin diye bağlar.”[18]

• Deccal’in fitnesi (yapacağı şeyler):

Deccal’in fitnesi Adem (as)’ın yaratılmasından kıyamete kadar olan en büyük fitnedir. Öyle ki Allah O’na öyle olağanüstü haller verir, gören herkesin aklı şaşar ve hayrete düşer.

Rivâyetlerde geçtiğine göre onun cenneti ateşi, ateşi de cennetidir. Nehirler su, dağlar ekmek olur. Göğe emreder yağmur yağdırır; yerküreye emreder ürün çıkarır. Yeryüzündeki hazineleri bulur. Rüzgâr arkasında kalacak şekilde çok hızlı yer değiştirir.... Bunun gibi olağanüstü haller.

Müslim Huzeyfe (ra)’den Rasulullah (sav)’in şöyle dediğini rivâyet ediyor: “’Deccal sol gözü şaşı, bol saçlı bir kimsedir. Onun beraberinde bir cennet ve bir ateş vardır. Ateşi cennettir, cenneti de ateştir.”[19]

Yine Müslim Huzeyfe (ra)’den şöyle rivâyet ediyor:

“Şüphesiz ben, Deccal’in beraberinde bulunan şeyleri ondan daha iyi bilmekteyim. Onun beraberinde akmakta olan iki nehir vaardır. Onlardan biri göz görüşü ile beyaz bir sudur. Diğeri de göz görüşü ile kendi kendine tutuşup alevlenen bir ateştir. Eğer herhangi bir kimse ona erişirse ateş olarak gördüğü nehre gelsin. Sonra başını daldırıp ondan içsin. Çünkü o soğuk bir sudur.”[20]

Nevvas b. Sem’an  (ra)’dan gelen Deccal hadisinde  şöyle geçmektedir: “Biz: “Ya Rasulullah! Onun yeryüzünde kalması ne kadar sürer?” diye sorunca Rasulullah: “Kırk gün. Bir günü bir sene gibidir. Bir günü bir ay gibidir.  Bir günü de bir hafta gibidir. Geri kalan günleri ise sizin günleriniz gibidir” buyurdu. Biz: “Ya Rasulullah!  Onun yeryüzündeki sürati ne kadardır?” diye sorduk, O: “Rüzgârın yöneltip sevk ettiği yağmurun hızı gibidir. Deccal bir kavmin üzerine gelir ve onları ikna eder. Onlar da ona iman edip kendisine uyarlar. Daha sonra o göğe emreder, gök yağmur yağdırır. Yere emreder, o da her türlü bitkiyi çıkarır. O kavmin otlamaya çıkarılmış olan hayvanları akşam üzeri kendilerine en yüksek en güzel halde, memeleri de sütün çokluğundan ötürü en dolgun vaziyette, boş böğürlerinin çevreleri ise iyice doyduklarından dolayı en uzun olmuş durumda dönerler. Sonra diğer bir kavme gelip onları da ikna eder.  Fakat o kavim onu kabul etmeyip reddederler. Bunun üzerine deccal o kavimden geri döner gider.  Sonra o kavim az yağmurlu bir kıtlık musibetine çatarlar. Elerinde mallarından hiçbir şey kalmaz. Deccal bir harabeliğe uğrar ve: Hazinelerini meydana çıkar” der. Devamında o harabeliğin hazineleri bal arılarının kendi erkek arılarının arkasından gittiği gibi onun arkasından giderler. Sonra o, yetişkin cıvıl cıvıl bir genci çağırır. Ona kılıçla vurup iki parça halinde keser ve parçaları bir ok atımı mesafesi kadar birbirinden ayrı düşer. Sonra Deccal parçaladığı genci çağırır, o da hemen yüzü parıldayarak ve güler halde gelir.”[21]

Buhari’nin Ebu Said el-Hudrî (ra)’dan yaptığı rivâyette Deccal’in öldürdüğü kişinin insanların en hayırlılarından  olduğu geçmektedir. Bu kişi Medine’de Deccal’e karşı çıkar ve ona şöyle der: “Ben şahidim ki muhakkak sen Rasulullah’ın bize  haber vermiş olduğu Deccal’sin.” Bunun üzerine Deccal yanında bulunan kimselere: “Şimdi ben bir adamı öldürür, sonra diriltirsem ne dersiniz? Benim ilahlık iddiamda şüphe eder misiniz?” diye sorar.  Yanındakiler: “Hayır, şüphe etmeyiz” derler. Deccal o kimseyi hemen öldürür, sonra da diriltir. Ve diriltir diriltmez o kimse: “Vallahi benim, senin Deccal olduğun hakkındaki şimdiki kanaatim, bundan önceki imanımdan daha kuvvetlidir” der. Bunun üzerine Deccal o kimseyi tekrar öldarmek ister. Fakat artık onu öldürmeye güç yetiremez.” [22]

Daha önce de  geçtiği gibi İbn Mâce’nin Ebu Umâme el-Bâhilî (ra)’dan rivâyet ettiği hadiste Rasulullah (sav) Deccal hakkında şöyle demektedir: “Onun fitnesinden biri de köylü birisine şöyle demesidir: “Eğer senin anne ve babanı diriltirsem, benim senin rabbin olduğuma şehadet eder misin?” Köylü: “Evet” der. O an ona iki şeytan anne ve babası şeklinde gözükür ve şöyle derler: “Ey oğul! Ona uy, o senin rabbindir.”[23]  Allah bizi her türlü fitneden korusun.

• Deccal’in çıkmasını inkar edenlere cevap:

Buraya kadar geçen hadisler Deccal’in ahir zamanda çıkacağının mütevatir olduğunu gösterir. O hayal değil, gerçektir ve Allah ona olağanüstü haller vermiştir.

Muhammed Abduh onun yalancılığı, kötülük ve hurafeleri temsil eden bir sembol olduğu görüşündedir.[24] Onun bu görüşüne Ebu Ubeyye de uyarak Deccal’in kötülüğü temsil eden bir sembol olduğunu, Ademoğlu içinde böyle bir kişinin olmadığını söylemektedir. Bu görüş ise delilsiz olarak hadislerin zahiri anlamlarından yüz çevirmektir.

Şimdi size Ebu Ubeyye’nin Deccal hadisleri için  yazdığı dipnotlarından örnekler sunalım: “Deccal’in çıkacağı yer, zaman ve onun İbn Sayyad olup olmadığı konusundaki farklı görüşler, onun herşeyi eline geçirmek isteyen, zor kullanan, despot, kötü, bazı zamanlardaki zararının büyüklüğü, ulaşım imkânlarının kolaylığından dolayı eziyetinin bir çok yere ulaşması ve yayılması anlamında batıl bir semboldür. Onun ateşi de hak olan bir güçle söner ki, Allah şöyle buyurmaktadır: “Batıl yok olmaya mahkumdur.” (İsra: 81).[25]

Yine şöyle diyor: “En doğrusu Deccal’in kötülük, yalan ve iftiranın sembolü olduğunu kabul etmek değil midir?...”[26]

Biz bu sözlere şöyle cevap veririz: Hadislerde açıkça geldiğine göre Deccal’in kendisi insandır. Onun hurafe. Yalan veya batılın sembolü olduğuna dair hiç bir delil yoktur. Onunla ilgili gelen rivâyetler arasında birbirine zıt bir şey de yoktur. Bu konudaki hadisler arasındaki birleştirme daha önce de geçmişti. Deccal’in ilk önce Horasan’daki İsbehan’da ortaya çıkacağını –ki doğru tarafıdır- İbn Sayyad hakkında söylenenleri, o Deccal mi yoksa başkası mı olduğunu, alimlerin bu konudaki görüşlerini belirtmiştik.

Eğer bunlar iyi anlaşılmışsa artık çıkacağı yer ve zaman hakkındaki rivâyetler de bir oynama olmaz. Böylece bizim söylediklerimizi kabul etmeyen kimse kalmaz ve özellikle bunca hadislerde geçen onun sıfatına rağmen kimse çıkıp da o gerçek bir şahıs değildir, iddiasında bulunamaz.

Ayrıca Ebu Ubeyye, İbn Kesir’in “el-Fiten ve’l-Melâhim” kitabında Deccal hadislerine yaptığı dipnotlardaki açıklamalarda kendisi çelişkiye düşmektedir. Örneğin: “Onun alnında “kafir” yazılıdır. Onu sevmeyen herkes veya her mü’min  onu okur” ve “İyi bilin ki sizden kimse ölmeden önce rabbini göremez” hadisleri için şöyle diyor: “Bu, Deccal’in rablik iddiasında yalancı olduğunu gösterir. Allah onu çirkinleştirsin, azabı ve laneti onun üzerine olsun”[27] Ebu Ubeyye  burada onun rablik iddia eden gerçek bir insan olduğunu kabul ediyor ve ona lanet okuyor. Başka bir yerde ise gerçek bir Deccal’in var olduğunu kabul etmiyor ve onun kötülük ve fitnenin sembolü olduğunu söylüyor?! Şüphesiz bu, açık bir çelişkidir.

Deccal’in çıkmasını inkar edenlerin, Rasulullah (sav)’in şu hadisine uygun düştüklerini kabul etmek istemem: “Sizden sonra gelen bir kavim recmi kabul etmeyecek. Deccal’i, şefaati, kabir azabını ve ateşte yandıktan sonra oradan çıkılacak insanlar olacağını kabul etmeyecekler.”[28]

Bundan sonra gelecek olan başlıklarda Deccal’in kendisinin bir şahıs olduğu kat’i delillerle görülecektir.

• Deccal’in gösterdiği olağanüstü haller gerçek           şeylerdir:

Deccal’in fitnesini anlatırken onun olağanüstü hallerinden bahsetmiştik. Bu haller gerçek şeylerdir. Yoksa bazı alimlerin iddia ettiği gibi hayal ve kuruntu değildir. Onlar İbn Kesir’in, İbn Hazm ve Tahavi’den naklettiğine göre bu iki alim: “Deccal’in gösterdiği olağanüstü haller gerçek şeyler değildir” demişlerdir.

Yine Mutezile’nin önde gelen alimlerinden Ebu Ali el-Cubbâî’nin şöyle dediğini nakleder: “Sihirbazların yaptıkları şeylerin, peygamberlerin mucizelerine benzememesi için, onların gerçek olmaması gerekir.”[29]

Onlardan çok sonra gelen Reşid Rıza da Deccal’in olağanüstü harikalar göstermesini inkar etmiştir. Ona göre bu gibi şeyler Allah’ın âlemdeki düzenine aykırı şeylerdir. O, Deccal hadisleri için şöyle diyor: “Bu hadislerde geçen olağanüstü harika şeyler, Allah Teâlâ’nın ulu’l-azm olan büyük peygamberlerine verdiği mucizeleri veya daha üstü olan şeyleri andırmaktadır. Bazı hadisçiler ise bunları bid’at saymıştır. Bilindiği gibi Allah onlara bu mucizeleri insanların hidâyet bulmaları için vermiştir ki bu da O’nun rahmetinin azabından çok olduğunu gösterir. Nasıl olur da kullarından bir çoğunu fitneye düşürsün diye Deccal’e en büyük harikalar verilir? Yine bu rivâyetlerden birisi, onun Mekke ve Medine hariç kırk günde yeryüzünün hepsini dolaşmasıdır...”

Daha sonra şöyle diyor: “Ona dayandırılan olağanüstü harika şeyler Allah’ın mahlukattaki düzenine aykırıdır. Kur’an’daki âyetlerde geldiğine göre Allah’ın düzeninde kesin olarak hiçbir değişiklik olmaz. Öyleyse tezat oluşturan bu hadisler, kesin delil olan bu âyetleri özelleştiremez.”[30]

O, Deccal hadislerinde çelişki olduğunu, bazı rivâyetlerde geçen Deccal’in yanında dağlar kadar ekmek, nehirler çokluğunca su ve bal olmasını, yine onun yanında cennet ve cehennemi beraberinde bulundurmasını vb. şeyleri örnek göstermektedir. Fakat bu Buhari ve Müslim’de bulunan Muğire b. Şu’be hadisine aykırıdır. Zira o şöyle diyor: “Rasulullah (sav)’e Deccal hakkında benim kadar çok soru soran başka kimse olmamıştır. Bana dedi ki: “Onun sana bir zararı olmaz.” Ben: “Onun beraberinde dağlar kadar yiyecek, nehirler kadar da içecek olduğunu söylüyorlar” dedim. Rasulullah: “O, Allah katında bundan daha basit ve değersizdir” dedi.”[31]

Deccal’in olağanüstü hallerini inkar edenlerden birisi olan Ebu Ubeyye ise bu konuda gelen hadislerin dipnotunda şöyle diyor: “İnsanların sayısından bile çok olan bu kadar dehşetli fitnelerin önünde kim dayanabilir?! Kendisini duyabilecek mesafede olan insanları herkesin gözü önünde açıkça öldürecek ve diriltecek, sonra da Allah bu kullarını, onunla imtihan oldular diye yüzükoyun cehenneme atacak!! Allah kullarına böyle bir belayı musallat etmektense onlara karşı daha yumuşak ve merhametlidir. Öyle ki onlardan güçlü iman ve itikad şansına sahip olanlardan başka kimse o imtihanlar karşısında duramaz. Oysa Deccal, bir çok insanın kalbindeki inanç ve dini sarsarak onlara uzatılan tehlikeli bir silah olmaktan ve kullara bela vermekten, Allah katında daha alçak ve değersizdir.”[32]

• Deccal’in olağanüstü hallerini kabul etmeyenlere      cevap:

1. Deccal’in gösterdiği olağanüstü hallerden bahseden hadisler sahih hadislerdir. Bunları kabul etmemek veya yorumlamak doğru değildir. Bu hadislerde söylendiği gibi şüphe, bozukluk veya birbiri arasında zıtlık da yoktur.

Reşid Rıza’nın Buhari ve Müslim’de bulunan Muğire hadisinin diğer Deccal hadisleri ile çelişmesini örnek olarak göstermesine Rasulullah (sav)’in: “O, Allah katında bundan daha basit ve değersizdir” sözüyle cevap verilir. Yani: O, Allah’ın onun elinde yarattığı mü’minleri yoldan çıkartacak, kalplerini şüpheye düşürecek olağanüstü harika hallere göre Allah Teâlâ katında daha basit ve değersizdir. Aksine o, imanı olanların imanını artırmak, kalplerinde hastalık olanların şüphesini çoğaltmak içindir. O aynı Deccal’in öldürdüğü kişinin şöyle demesi gibidir: “Vallahi benim bugün sana karşı olan görüşüm daha çok arttı.” Yoksa “O, Allah katında bundan daha basit ve değersizdir” sözünden kasıt, onun yanında hiç bir şey yoktur, mânâsında değildir. Ondan kasıt, yaptığı şeyler onun ortaya çıkışının gerçek olduğunu gösteren bir delil olmasından daha değersizdir. Özellikle bu onun yalancı ve kâfir olduğunu gösteren açık bir delildir ki daha önce de geçtiği üzere onu okuma yazma bilen ve bilmeyen her müslüman anlar.[33]

2. Hadisin zahiri mânâda olduğunu kabul etsek bile, bu durumda Rasulullah (sav)’in  Muğire’ye söylediği söz, Deccal’in yanında olan harikulâde haller kendisine bildirilmeden önce olmuştur. Çünkü Muğire Rasulullah (sav)’e: “Sen onun hakkında şöyle şöyle demiştin” demiyor, “Onun beraberinde ... söylüyorlar” diyor. İşte bu sözden sonra Deccal’in yanında olan harikulâde haller vahiy yoluyla Rasulullah (sav)’e bildiriliyor. Dolayısıyla Muğire hadisiyle diğer Deccal hadisleri arasında bir çelişki yoktur.

3. Deccal’in olağanüstü haler göstermesi hayal değil gerçektir. Bu haller Allah Teâlâ’nın kulları için takdir ettiği imtihan ve belalardır. Deccal’in bu haliyle peygamberlere benzemesi imkânsızdır. Çünkü o, bu halleriyle peygamberlik iddiasında bulunmayacaktır. Ondaki bu haller ancak ilâhlık iddiasında bulunduğu zaman ortaya çıkacak ve görülecektir.[34]

4. Dccal’in yeryüzünün her tarafını kırk günde dolaşacağı, ama Mekke ve Medine’ye giremeyeceği rivâyetini doğruluktan çok uzak bulan Reşid Rıza’nın bu konuda hiçbir delili yoktur. Aksine bunun gerçekten olacağına dair delil vardır. Müslim’deki rivâyette Deccal’in bazı günlerinin bir sene, bazılarının bir ay ve bazılarının da bir hafta müddetinde olacağı vardır.

5. Deccal’e verilen bu harikulâde haller sünnetullaha (Allah’ın yeryüzünde yarattığı düzene) aykırı değildir. Eğer biz, Reşid Rıza’nın sözlerini olduğu gibi alırsak, peygamberlerin mucizelerini inkâr etmemiz gerekir. Çünkü o mucizeler sünnetullaha aykırıdır. Öyleyse, peygamberlerin mucizeleri hakkında onların sünnetullaha aykırı olmadığı sözü, Deccal’e verilen fitne, imtihan ve belâ gibi harikulâde haller içinde söylenmelidir.

6. Eğer Deccal’in harikulâde hallerinin sünnetullaha aykırı olduğunu  kabu etsek o zaman şöyle düşünmemiz gerekir: Deccal’in çıktığı vakitte dünyanın yok olması, kıyametin yaklaşması gibi olağanüstü  haller gözükür. Öyleyse eğer onun çıkması Allah’ın istediği bir fitne zamanında oluyorsa, Allah, kullarına karşı daha yumuşak ve merhametli olması gerekmez mi? Böyle diyemeyiz. Fakat Allah’ın hikmeti kulların Deccal ile imtihan olması şeklinde olmuştur.

Bu kadar açıklamadan sonra, Deccal’in harikulâde hallerinin gerçek olduğunu ve Allah’ın bunları kullarını imtihan etmek için kıldığını açıklayan alimlerden bir grubun sözlerini nakledelim:

Kadı İyâd diyor ki: “Müslim’in ve daha başka muhaddislerin zikrettiği bu hadisler, Deccal’in varlığının sahihliği hakkındaki Ehl-i Sünnet mezhebi lehine delildir. O bir şahıstır ki, Allah onunla kullarını imtihan edecek. Ve onu ilâhî mukadderâttan olan bazı şeyleri yapmaya muktedir kılacaktır. Bunlar öldürdüğü kişiyi diriltmek, dünya nimetlerinin zuhuru, onun beraberinde bolluk, cennet, ateş, iki nehir bulunması ve yeryüzü hazinelerinin ona tabi olması, semaya yağmur yağdırması için emredip yağdırması, yere emredip ürün bitirmesi gibi şeylerdir. Bunların herbiri Yüce Allah’ın kudreti ve dilemesi ile olacaktır. Sonra bunların ardından Yüce Allah onu aciz kılacak, artık kimseyi öldürmeye güç yetiremeyecek, gücü yok olacak ve İsa (as) onu öldürecektir. Ve Allah iman edenleri sapasağlam tutar.

Hariciler, Cehmiyye ve Mutezile’den bazılarının inkâr etmesine karşılık onun gerçek olduğuna dair Ehl-i Sünnet’in, bütün muhaddisler, fakihler ve aydınların mezhebi işte budur. Bunların hurafe, hayal ve gerçek olmadığını iddia eden kişi, eğer bunlar gerçek olsaydı, o zaman peygamberlerin mucizelerine güvenmemek gerekirdi diye savunmaktadır. İşte bu yanlıştır. Çünkü o peygamberlik iddiasında bulunmayacaktır. Onun gösterdiği haller kendisine adam toplamak içindir. O sadece ilâhlık iddiasında bulunacaktır. Kaldı ki onun bu iddiasını üzerinde bulunduğu hali yalanlayacaktır. Öyle ki, üzerinde meydana gelen olayları, çirkinliğini, gözündeki şaşılığını giderememesi ve alnındaki kâfir yazısının görülmesini bile gizleyemeyecektir.

Onun bu gibi özelliklerine ancak ihtiyacını ve yoksunluğunu gidermek, istediği şeyi elde etmek isteyen kişi veya onun eziyetinden korkup göstermelik davranan kişiden başkası kanmaz. Çünkü Deccal’in imtihanı çok büyük bir şeydir. Akıllar onunla dehşete düşer. O kadar hızlı hareket eder ki yerinde durmaz, gören kişi onun ne olduğunu tam olarak düşünemeden ona aldanır.

İşte bu yüzden bütün peygamberler kavimlerini onun fitnesine karşı uyarmışlar ve onun özelliklerini ve eksik durumunu tenbih etmişlerdir.

Bu imtihanı başaracak olanlar ise daha önce de anlatıldığı gibi onun yalan ve oyunlarını bildikleri için ona kanmaz ve aldanmazlar. Zaten bu yüzden Deccal’in önce öldüreceği, sonra da dirilteceği kişi ona şöyle diyecektir: “Senin hakkında ancak basiretim arttı” ”[35]

İbn Kesir şöyle diyor: “Şüphesiz Allah, Deccal’e verdiği h

Yorum Yaz